"Neden Said Halim Paşa?"

















Bunun yanında Said Halim Paşa ile ilgili söyleyecek sözümün olmaması onunla ilgili bir makaleyi okurken de beni oldukça rahatsız etmiş ve bu rahatsızlık böyle bir çalışmanın temelini hazırlamıştı. İslamcılık fikrinin önde gelenlerinden biri olan, Osmanlı'nın en zor dönemlerinde Sadrazamlık yapan, Trablusgarp ve Balkan Harplerinde ülkenin başındaki padişahtan sonraki ikinci adam pozisyonunda olan, Osmanlı'nın Birinci Dünya Savaşı'na girmesinde önemli rolü olan bu insanın hakkında pek bir şey bilmemek bu çalışmayı bizi yönelten yegane etken olmuştur. 

 



 


Patikalar'ın 15. sayısının dosya çalışmaları köşesinde Said Halim Paşa'yı ele almaya çalıştık. İki bölüm halinde yapmayı düşündüğümüz bu çalışmanın ilk bölümünde Paşa'nın hayatını olduça teferruatlı bir şekilde vermeye çalıştık. Bu sayede siyasi kimliği çok ön planda olan Paşa'nın yaşadıklarını net bir şekilde ortaya koymuş olduk. Bu aslında bir sonraki sayıda yapacağımız fikirleri ve şahsiyeti ile ilgili olan çalışmamıza bir temel teşkil etmiş durumda. Bir kimsenin hele de İslamcılık fikrinin önde gelenlerinden Said Halim Paşa gibi bir insanın muhakkak ki fikirlerinde yaşadığı dönemin çok büyük etkiler vardır.

Said Halim Paşa'nın diğer bölümde ele alacağımız kitapları şu şekildedir:

1- Ta'assubu İslâmî ve Ma'nâ-yı Hakıkıyyesiveya Ta'assub
2- Mukallidlerimiz
3- Meşrûiyyet
4- Buhran-ı İçtimâ'imiz
5- Buhrâ-ı Fikrîmiz
6- İnhitât-ı İslam Hakkında bir Tecrübe-i Kalemiyye
7- İslamlaşmak
8- İslam'da Teşkîlât-ı Siyâsiye
9- Mektupları
10- Hatıraları

Görüldüğü üzere yazdığı kitapların hemen hemen hepsi o döneme ait düşünce ve tespitlerin yapıldığı kitaplardır. Bu nedenle de o döneme ait yaşananların, Paşa'nın düşüncelerini anlayıp tahlil etmede oldukça yararlı olacaktır. Bunun yanında çok kısa bir zaman içerisinde Said Halim Paşa'nın da bir dönem başkanlığını yaptığı İttihat ve Terakki Cemiyeti ile ilgili bir çalışma yaparak o dönemde bu cemiyetin faaliyetlerini anlayıp aktarmaya çalışacağız. İttihat ve Terakki şu an bile üzerinde tartışılan bir cemiyet olup farklı kesimler tarafından çok farklı algılanmaktadır. Mesela müslümanlar arasında cemiyetle ilgili genel kanaatin pek de olumlu olmadığını söylemek mümkündür. Öte yandan İslamcılık düşüncesinin ilklerden biri olan Said Halim Paşa'nın bu cemiyetle olan ilişkisi ileri boyutlarda olduğu apaçıktır. İttihat ve Terakki ile ilgili yapılacak bir çalışmada bu ilişkiyi anlamaya ve anlamlandırmaya çalışacağız.

Hepsinden öte bu çalışmanın giriş yazısında sorgulanması gereken ilk ve tek soru "Neden Said Paşa?" sorusudur kanaatimizce. Bu tür bir soru yapılan her çalışmada sorulması gereken bir sorudur aslında. Hazırlayanın günlerini, okuyucunun ise belki saatlerini ayırdığı bir çalışmaya emek sarfetmeye başlamadan önce böyle bir sorunun muhakkak cevaplanması gerekmektedir.

"Neden Said Halim Paşa?" Elbette ki bu soruya insanların vereceği cevaplar çok çeşitli olabilir.

Bu soruyu kendime ilk yönelttiğimde nedendir bilinmez ellerinde kameraları ile sokak ortasında dolaşıp insanlara sorulan soran muhabirler geldi aklıma. Yapacakları program ile ilgili sokaktaki insanların görüşlerini aktarmak üzere şehrin kalabalık yerlerinde dolaşan insanlardan bahsediyorum. Pat diye mikrofonu uzatıp "Falanca nedir?" veya "Falanca konu hakkında ne düşünüyorsunuz?" diye sorular sormakla görevlidir bu insanlar. Aniden karşılaşılan bu durum karşısında insanların tepkileri ve cevapları gerçekten hoş olur zaman zaman. Öte yandan ekran başındakiler verilen cevapları "Bak şuna ya! Bunu bile bilmiyor! Halkım çok cahil!" gibi serzenişlerle izlerler. Bu tür bir çekimden çıkan genel kanı hep aynıdır: Sokaktaki insanın cahilliği. 

Sizi bilmem ancak ben sokakta pat diye önüme sürülen mikrofona cevap vermekten pek hoşlanmam. Cevap verememe korkusu veya ekran başındakileri bir kere daha haklı çıkarma endişesi değildir bu. Görüntüleri stüdyoda yorumlayan "bilirkişinin" sırıtarak "Arkadaşın da bahsettiği/bahsedemediği gibi.." diye başlayan cümlelerinde özne olmak beni fevkalade rahatsız eder. İşte bu yüzden kaçarım sokaklarda kameraların önünden. Bilirkişilere bu fırsatı vermeme savaşıdır aslında benimkisi.

Fakat "Neden Said Halim Paşa?" sorusunu ilk aklıma getirdiğimde sokakta var gücümle kaçmama rağmen beni köşeye sıkıştıran kameraman ve muhabirin üzerime üzerime gelip "Kimdir Said Halim Paşa?" sorusunu sormaları canlanıyor gözümde. Bu soruya ne cevap verirdim acaba? Paşa hakkında ne söyleyebilirdim. Hiçbir şey bilmiyor değilim; öyle olsa güzelce ekran başındakilere sırıtıp "Bilmiyorum!" demekten hiç çekinmezdim. 

Said Halim Paşa hakkında söyleyebileceğim ilk cümle Yeniköy'deki ünlü yalısı hakkında olurdu herhalde. Ama bu, bir insan hakkında bahsedilebilecek son bahislerden biri olmalıydı. Ayrıca boğaza nazır lüks bir yalının sahibi hakkındaki yargılarım da çok olumlu olmazdı aslında. Sadrazamlığından da haberdardım ancak bir insan hakkında ilk sarf edilmesi gereken kelimelerin o insanın fikriyatı ile ilgili olması gerekmez miydi. Herhalde böyle bir durumda kalsam Paşa'nın yalısından falan bahsetmek yerine rahatlıkla "Bilmiyorum!" der ve yoluma devam ederdim. Bilmediğini bilmek her zaman daha erdemlidir. 

Bunun yanında Said Halim Paşa ile ilgili söyleyecek sözümün olmaması onunla ilgili bir makaleyi okurken de beni oldukça rahatsız etmiş ve bu rahatsızlık böyle bir çalışmanın temelini hazırlamıştı. İslamcılık fikrinin önde gelenlerinden biri olan, Osmanlı'nın en zor dönemlerinde Sadrazamlık yapan, Trablusgarp ve Balkan Harplerinde ülkenin başındaki padişahtan sonraki ikinci adam pozisyonunda olan, Osmanlı'nın Birinci Dünya Savaşı'na girmesinde önemli rolü olan bu insanın hakkında pek bir şey bilmemek bu çalışmaya bizi yönelten yegane etken olmuştur. 

Said Halim Paşa yalısının eser kaçakçılarının adlarıyla birlikte tanımak bu ülkenin gençleri için ne kadar büyük bir talihsizliktir aslında. Dönemin en önemli kararlarının alındığı Osmanlı'nın Birinci Dünya Savaşı'nda içinde bulunduğu zor durumlara çareler arandığı o yalı bu ülkenin gençlerinin kafasında maalesef hiçbir yerde durmuyor. Yerler sahip olduğu geçmişle ilintilendirildiği zaman gerçekten anlamlı olurlar. Bizler tarihin yok olması ile yaşadıklarımızı ve etrafımızdakileri anlamlı kılmaktan yoksunuz. Maalesef bu konumumuz nedeniyledir ki içerisinde bulunduğumuz buhran artmakta ve bizi bunaltmaya devam etmektedir.

Bu çalışma akademik bir çalışma olmayıp sadece bizlerin Said Halim Paşa'yı tanıma serüvenidir. Bu konu ile ilgili az da olsa bazı çalışmalar yapılmıştır. Bunlardan yararlanarak hazırlanmış bu çalışmanın bizler açısından son derece faydalı olduğu kanaatindeyiz. En büyük emelimiz başkalarının da istifade edebilmelerine vesile olmaktır.

 

 

Patikalar © 2002
Fa&aL Tasarım