KUR'AN ve SÜNNET BÜTÜNLÜĞÜ
..: Necati KARA :..

Haz: Mehmet Fatih ÖZKAN
mfozkan@patikalar.net

Kur'an nazil olmadan önce Allah'ın mesajına muhatap pek çok topluluk varola gelmiştir. Bunların pek çoğu Kur'an'da anlatıldığı üzere kendilerini doğru yola iletmesi için gönderilen peygamberlere isyan etmiş ve kafirlerden olmuşlardır. Allah bu tür kavimlerin başlarına gelenleri, daha sonra gelecek insanlara öğüt olsun diye Kur'an'da uzun uzun anlatmıştır. Şiddetli sarsıntılar, sel baskınları, kulakları sağır eden ses ve benzeri felaketlere maruz kalan bu kavimler tarih sahnesinden bir anda silinivermişlerdir. Öte dünyadaki akıbetleri ise Allah katındadır.

Kur'an bize bunları anlatırken gözettiği temel amaç, bizim de onların düştüğü yanlışlıklara düşmeyerek Allah'a iyi bir kul olmamızdır. Tarih sahnesinden bir anda yok olan bu kavimler başta Allah'ı ve onlara gönderilen peygamberi yalanlamışlar, peygamberin onlara çizdiği yoldan gitmemişlerdir. 

Öte yandan, yine Kur'an bizlere kendilerine kitap verilen topluluklardan da bahseder. Ehl-i Kitap kendilerine gönderilen vahyi tahrif ettikleri; peygamberin söylememiş olduğu şeyleri peygambere, dolayısıyla Allah'a atfettikleri için sert uyarılara maruz kalmıştır.

"İsrailoğulları'na bir sor: Onlara apaçık nice belgeler verdik. Allah'ın nimetini kendine geldikten sonra kim değiştirirse, şüphesiz Allah'ın onu cezalandırması çetin olur.    Bakara 211

"Allah, Kitap verilenlerden, 'Onu gizlemeden mutlaka insanlara anlatacaksınız' diye kesin söz almıştı, ama onlar o Kitab'ı arkalarına attılar ve az bir paraya sattılar; satın aldıkları şey ne kötüdür.
Sanmayasın ki, yaptıklarına sevinenler ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi sevenler azaptan kurtulacaklardır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Al-i İmran 187-188 

Allah'ın Hz. Muhammed ile gönderdiği bu dinin mensupları da -Allah'ın vaadi olmasa- diğer kavimlerin veya Kitap ehlinin düştüğü benzer durumlara düşebilir, azgınlığı dolayısıyla helak edilebilir veya vahyi tahrif ettiği için Allah'ın azabına duçar olabilirdi. Ancak Hz. Peygamberin ve ashabının (Allah hepsinden razı olsun) titiz çalışmaları ile İslam bu akıbete uğramadan bütün yalınlığı ile bize kadar ulaşmış durumda. 

Gerek Kur'an'ın toplanmasında gerekse hadislerin derlenmesindeki titiz çalışmalar sayesinde şu an eğer Kur'an'ı hakkıyla anlayabiliyoruz. Bir dinde o dinin temel felsefesinin yanında insanları o dine mensup olduklarını gösteren ve o dinle irtibatlarını devam ettirmeye amaçlayan bir takım ritüeller vardır. İslam'ın genel kaidelerini bütün hatlarıyla Kur'an'da bulabiliyoruz. Allah bütün açıklığıyla kendini ve insanlara gönderdiği dini bu kitapta anlatıyor. Bu temel kaideler ışığında İslam'ın gündelik hayata yansımasını ise bizler gibi etten kemikten olan bizim gibi davranan bizim gibi hissedip bizim gibi düşünen yani beşer bir peygambere bırakıyor. Hz. Peygamber bir müslümanın Allah'la olan ilişkisinin fiziki boyutunu çiziyor. Bu aslında sünnetin bizlere sağladığı en büyük hizmetlerden biri. Bunun yanında Kur'an'ı o zaman insanlara ileten ve Allah'ın muradını tüm insanlardan daha iyi bilen Allah'ın peygamberinin sözleri bizim Kur'an'ı anlamada en büyük yardımcımız.

Yıllar boyunca İslam aleminden -şimdi de olduğu gibi- "Bize Kur'an yeter, Allah Kur'an'da her şeyi anlatmıyor mu? Kur'an'da aranılan soruların hepsine cevap bulamaz mıyız? Sünnete niye ihtiyaç duyalım ki?" türü sesler yükselmektedir. Bu tür seslerin öncelikle hangi ortam ve zamanda söylendikleri çok önemlidir. Mesela bu tür bir tavrın peygamberimiz zamanında veya tabiin zamanında, daha sonradan olduğu gibi sıklıkla dillendirilmemiştir. O zamanki insanların Kur'an'dan bir parça duyduklarında hemen peygamberin yanına koşar ve bundan Allah'ın muradını öğrenmeye çalışırlardı. Allah Resûlu de onlara nasıl davranmaları gerektiğini söylerdi. Daha sonraları ise Hz. Peygamber'in yaptıkları ve söylediklerinin toplandığı bir miras oluşmuş. Ve genelde "Sünnete ne gerek?" türü itirazlar bu mirasın üzerine söylenmekte, bu mirasa ihtiyaç hissedilmediği bir ortamda dillendirilmektedir. Oysa ki dikkatli mütalâa edildiğinde sünnet gibi bir mirastan yoksun insanların Allah'ın murad ettiği gibi bir yaşam yaşayıp yaşamama konusunda ciddi problemler yaşayacağı açıktır. Bir namaz konusunda dahi insanların ciddi sorunlar yaşanacaktır. 

Mutarrıf b. Sahtiyani (131/748) şöyle rivayet etmiştir: "Bir adam Mutarrıf b. Abdullah'a 'Bize hadis nakledip durmayın, ancak Kur'an'dan bahsedin!' deyince Mutarrıf şöyle cevap verdi: Vallahi biz bunlarla Kur'an'ın yerine bir bedel arama peşinde değiliz. Lakin biz -Resulullah'ı kastederek- Kur'an'ı bizden daha iyi bilenin bildiklerini istemekteyiz." 
( Kur'an ve Sünnet Bütünlüğü, Necati KARA, İhtar Yayıncılık, 2. Baskı )

O zaman sorun sünneti nasıl anlamamız gerektiği konusunda düğümleniyor. Önümüze sünnet diye konan her şeyi kabul etmeli miyiz? Sünnetin de bir takım doğrulama yöntemleri var mıdır? Resulullah'tan bize aktarılan hadislerin nerede söylenildiğini ve bunların bize nasıl ulaştığını sağlıklı bir şekilde anlayabilir miyiz? İşte bunlar sağlıklı bir sünnet anlayışı için cevap aranması gereken sorular. Aynı zamanda bu tür sorulara cevaplar bulunduktan sonra da bunların Kur'an'la olan bağlantılarını bulmak ve Kur'an'ı daha iyi anlamamıza vesile kılmamız gerekmektedir. 

Patikalar'da bundan sonra kabiliyetimiz ölçüsünde hadis ve metodu üzerine yazılmış bir takım kitapları sizlere tanıtmaya çalışacağız. İşte bu kitaplardan ilki Necati Kara'nın Kur'an ve Sünnet Bütünlüğü adlı kitabı. Bu kitapta yukarıda belli başlılarını ortaya koymaya çalıştığımız bir takım soruların cevaplarını bulabileceğiniz bir kitap. Kitap üç ana bölümden oluşmakta. İlk bölümde Kur'an'ın toplanması konusunun yanında Kur'an'ı anlama ve tefsir konularına da değiniliyor. İkinci bölümde ise teferruatlı olarak sünnet üzerinde duruluyor. Bu bölümde hadislerin derlenmesi ile alakalı geniş bilgiler veriliyor. Son bölümde de Kur'an ve sünnet bütünlüğünden bahsediliyor. Kitabın üslûbu bir ders kitabı şeklinde. Yazar konularla ilgili kavramları madde madde açıklayarak bize sunuyor. Yüzlerce kaynağın derinlemesine incelenerek alıntılarla ortaya konulan kitap özellikle sünnete sağlıklı bir yaklaşım sağlamada yararlı olabilir.

Mutarrıf b. Sahtiyani (131/748) şöyle rivayet etmiştir: "Bir adam Mutarrıf b. Abdullah'a 'Bize hadis nakledip durmayın, ancak Kur'an'dan bahsedin!' deyince Mutarrıf şöyle cevap verdi: Vallahi biz bunlarla Kur'an'ın yerine bir bedel arama peşinde değiliz. Lakin biz -Resulullah'ı kastederek- Kur'an'ı bizden daha iyi bilenin bildiklerini istemekteyiz."

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ANASAYFA

Patikalar © 2001
Fa
&aL Tasarım