|
Her insan bir dünyadır. Acılarıyla, hayalleriyle, fikirleriyle bir alem inşa etmiştir kişi, bu dünyanın eşiğinden seslenir bize, bu dünyanın içinden haykırır.
Cemil Meriç bir keşşaftır. Sürekli dünyalar aramış bir tecessüs. Âlemin, ilimin eşiğini aşındırmış bir zekâ. Sürekli bir başka dünyadan seslenen bir münâdî. Kâh Ganj'ın sularında arınan, kâh Kitabı Mukaddes'in sayfalarında gezinen, şimdi
Uygarlıktan Umran'a sığınan, şimdi Kültürden İrfana hicret eden, ama daima
Bu Ülke'nin sorunlarını dile getiren, bu ülkenin kaygılarını taşıyan bir düşünür. Her talebeye, talip eden herkese kapısı açıktır Meriç'in. O Bir Facianın Hikâyesini anlatır bize; bir facianın, yani bizim. Çünkü "biz hakikatin yalnız bir tarafını görmeye mahkum edilmişiz, oysa yalnız bir yönünü görmek hiçbir şeyi görmemektir." (Sosyoloji Notları ve Konferanslar)
Kendi dünyamızın mahkumiyetinden kurtulmak, kendi faciamızı dile getirmekle başlar, veya bunu dile getirenleri dinlemekle.
"İlim, bin bir emekle gizli bir mağaraya saklanmış bir hazine gibidir" diyor masal. İlim, kırk haramiyle kuşatılmış bir orman: mağaradakiler, ârâftakiler, mağaranın dışındakiler.
"Bir mağara düşün dostum..."
|