Béatrice’den Sonra Birinci Yüzyıl
..: AMİN MAALOUF :..

..: Haz: Alper YENER :..
alperyener@patikalar.net

 Her yeni doğan çocuğun erkek olduğu bir dünya düşünebilir misiniz? Dişilik yavaş yavaş kayboluyor ve son kadının da ölümüyle dünya sadece erkeklere kalıyor. Bunun sonucunda neler olacağını tasavvur edebiliyor musunuz?..

Bu kitapta Fransız bir bilim adamının yaşamdan emekli olmaya hazırlanırken kaleme aldığı ilginç hayat öyküsü var. 44 yıl öncesinden başlayarak keşfettiği korkunç bir mucizeyi ve sonrasında hayatında ve dünyada gelişen olayları anlatıyor.

Kahramanımız Parisli bir böcek bilimi Profesörüdür. Özellikle yoğunlaştığı kınkanatlılar konusunda, Afrika’da bir araştırma yaparken skarabe adlı böceklerin adı ile anılan bir tür hapla karşılaşır. Bu hapların adı skarabe baklalarıdır. Söylentiye göre skarabe baklaları sayesinde insanlar doğacak çocuklarının erkek olmalarını sağlayabiliyorlardır. Bulunduğu yer ve onun çevresindeki bir çok bölgede skarabe baklası türü ilaçların kullanıldığını öğrenen Profesör ilk başta böyle bir şeyin olamayacağını düşünür.

Böyle bir şey olsa doğanın dengesinin bozulacağı bir gerçektir. Ancak olaya bir de erkek çocuk sahibi olabilmek için yapılan doğumlar ve bunun sonucunda istenmedikleri halde dünyaya gelen kız çocukları açısından bakınca eğer gerçekten işe yarıyorsa skarabe baklaları bu probleme olağanüstü bir çözüm getirecektir. Ama bu baklaların kahramanımızın hayatı için hiç bir önemi yoktur çünkü o hep bir kız çocuğu olsun istemiştir. Baklaların gerçekten işe yarayıp yaramadığını araştırmak isteyen Profesör bu sırada gazeteci Clarence ile tanışır. Clarence’ın de öğrenmek istediği Profesör’ünkinden farklı değildir. Bu araştırma sürecinde ortak çalışırlar ve bu çalışma sırasında aralarında bir yakınlaşma olur. Profesör sahip olmak istediği kızın annesini bulduğunu düşünmektedir. Ve sonra ilan-ı aşk gerçekleşince birlikte yaşamaya başlarlar. Tüm bu olaylar gerçekleşirken yaptıkları araştırma sonucu dünyanın belirli bölgelerinde kadın erkek nüfus dengesinde gözle görülür bir bozulma olduğunu fark ederler. Dünyadaki kadın nüfusu giderek azalmaktadır. Profesör babasının bir arkadaşı olan André Valarius’un da yardımıyla kendilerinin elle tutulur olduğuna inandıkları bir takım bilgiler edinirler. Bu olayların skarabe baklaları ile ilgili olabileceğini düşünüyorlardır. Clarence tüm vaktini bunun gerçek olup olmadığı araştırmaya harcamaya başlar. İş düşündükleri gibi gerçekten de skarabenin başının altından çıkmaktadır. Skarabe baklası türü bir ilaç dünyanın erkek çocuk düşkünü tüm bölgelerine yayılmıştır. Bu nedenle dünyadaki kadın sayısı gitgide azalmakta ve erkek nüfusu da gitgide artmaktadır. Bu öyle bir durma gelir ki dünya nüfusu yok olmakla karşı karşıya kalır. Hatta bu öyle duruma gelir ki dünyanın belli yerlerinde kız çocuğu tacirleri ortaya çıkar. Profesör, Clarence ve André, André’nin bir arkadaşı olan Emmanuel Liev’i de yanlarına alarak dünyada olup bitenlere karşı bir tepki koymak ve insanları bilinçlendirmek amacıyla “Bilgeler Şebekesi” adında bir dernek kurarlar.

Kitabın geri kalanında bu derneğin verdiği uğraşlar ve elde ettiği başarılar anlatılıyor.

Clarence’ın araştırmaları sırasında çalıştığı gazetenin yönetimi ile aralarında oluşan sorunlar nedeniyle işine ara vermesi sırasında Profesör ve Clarence’ın bir kız çocukları oluyor. Kızın adı Béatrice. Béatrice Profesör için dünyadaki her şeyden daha önemli. Clarence içinse Beatrice Profesöre vermiş olduğu bir armağan olmaktan çok öteye gidemiyor. Profesör kendisi için hayatın anlamı olan Béatrice doğduktan sonra dünyada bir takım iyileşmeler olacağına inanıyor ve kendi tarihini Béatrice’den önce ve Béatrice’den sonra diyerek belirliyor.

Amin Maalouf’un bu kitabını okumaya başladığımda hani doğu, gerçekten yaşanmış bir olay, bir tarihi gerçek, ne zaman geçmişe dönüyoruz demekten kendimi alamadım doğrusu. Oryantalist olmasa bile yapıtlarında sürekli doğu motifi üzerinde çalışan Maalouf bu romanda oldukça fütürist bir tarzla çıkıyor karşımıza.

Bu romanda dünyanın karşı karşıya kalabileceği en korkunç olaylardan birini işleyen Maalouf, aynı zamanda bir babanın kızına duyduğu “sonsuz sevgi” yi de anlatıyor.

Kitabın arka yüzünde yazılı olduğu gibi bu son derece “zeki” romanı okuyabilmek için çok boyutlu okuma gerekiyor.




 

 

 

 

 

 




 

Amin Maalouf’un bu kitabını okumaya başladığımda hani doğu, gerçekten yaşanmış bir olay, bir tarihi gerçek, ne zaman geçmişe dönüyoruz demekten kendimi alamadım doğrusu. Oryantalist olmasa bile yapıtlarında sürekli doğu motifi üzerinde çalışan Maalouf bu romanda oldukça fütürist bir tarzla çıkıyor karşımıza.
   





ANASAYFA

Patikalar © 2001
Fa
&aL Tasarım