gurbetin perdesine astım gözlerimi
ummanlar ülkesinde sırların eskimez
uykulardan kalkar sana döneriz
bahara depreşen kardelenler gibi
yürürken, tökezler ırak düşer ayaklarımız
su yürür, toprak açılır gül mevsimine
bebekler doluşur aşk bahçesine
orkideye açılır gözlerimiz kara duvarlardan
iki hece yeşertir bizi, bizden
turnaların sevdasına kucak açarak
o sesin damarını kalbimize kuşandık
aşkın karargahına çağrılırız biz
düşer kayığımız deryada baka kalırız
gözlerimiz doldurur avuç ayalarını
serin bir meltem düşleriz ağlaşarak
azıklarımızı çıkın tutarak sunarız biz
sokar bizi aniden ölüm meleği
panzehiri içer ruhumuz bizim
dünya tükenir silik hecelerde gözde belirmez
yüce sırra sarmalanırız biz
yârab...
eşiğinden bizleri al içeri
nûrunu ser içeri
her şafağın yolunu umutla bekledim
gönül dibacemin esrarlı yollarında