![]() |
Halim |
| |||||||
|
_____ Haz: Mücahid PİŞKİN _____ |
|||||||||
|
Ha-le-me kökünden türemiş bir isim olup düş, rüya, büluğ, akıl anlamlarına gelir. “Çocuklarınız ergenlik çağına (el hülum) erdiklerinde büyüklerinin izin istediği gibi izin istesin.” Nur; 24/59 ayetinde ergenlik çağı olarak geçerken, “Etrafındakiler ‘bir takım karışık rüyalar, biz böyle rüyaların tanımını bilmeyiz’ dediler.” Yusuf; 12/44 ayetinde rüyalar anlamına gelen el-ahlam formunda geçmiştir. “Bunu onlara akılları (ahlamuhum) mı emrediyor, yoksa onlar azgın bir millet midirler?” Tur; 52/32 ayetinde de akıl anlamında kullanılmıştır. El- hilm yumuşak huyluluk, öfkeyi yenmek anlamında mastardır. El- Halim ise, “Cezalandırmada acele etmeyen” anlamındadır. Ceza verecekken, bekleyen, acıyan, merhamet eden, fırsatlar veren, geriye bırakandır. Önemli bir taraf da; bu isimle müsemma olabilmek için ceza vermeye iktidar sahibi olmak gerekir., yani zaten gücü yetmeyen birisinin ceza vermeyi ertelemesi, geciktirmesi hilm sayılmaz. Allah Teala her günahı hemen cezalandırmaz. Nitekim bir ayetinde şöyle buyurmaktadır: “Allah insanları haksızlıklarından ötürü yakalayacak olsaydı, yeryüzünde canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Süresi dolunca onu ne bir saat geciktirebilirler, ne de öne alabilirler.” Nahl;16/61 Bu ayet muvacehesinde anlıyoruz ki, Allah Teala çok merhamet sahibidir, müsamahakardır. Kullarının zayıflığını, nankörlüğünü, unutkanlığını, nisyanını bilmekte ve onlara hatalarından dönmeleri için fırsat vermektedir. Bu isim; isyanlarına rağmen asilere, inkarlarına rağmen münkirlere,nifaklarına rağmen münafıklara, zulümlerine rağmen zalimlere ceza verme hususunda asla acele etmeyen, teenni ile hareket eden, kullarının nimet ve rızklarını onların isyan, küfür ve nifaklarına rağmen kesmeyip sürdüren, cahilin bilgisizliğinden, asinin isyanından, zalimin zulmünden, kafirin küfründen dolayı hemen öfkelenmeyen, gazabın hiçbir zaman kendisini tahrik edemediği, geniş, sonsuz af, teenni ve merhamet sahibi olduğunun ilanıdır. Şunu da unutmamak, ya da hatırlamak gerekir ki, bir de el-Muntakim olan Allah vardır... “Allah sizi rast gele yeminlerinizden dolayı değil, kalplerinizin kastettiklerinden dolayı sorumlu tutar. Allah bağışlayandır, Halim’dir.” Bakara;2/225 “Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eza gelen bir sadakadan daha iyidir. Allah mustağnidir, Halim’dir.” Bakara;2/263 “İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirenlerin, yaptıklarının bir kısmından ötürü şeytan ayaklarını kaydırıp yoldan çıkarmak istemişti. Allah and olsun ki onları affetti. Allah bağışlayandır, Halim’dir.” Al-i İmran; 3/155 Allah Teala Kuran’ında bir çok yerde yukarıdaki ayetlerde olduğu gibi el-Halim olarak nitelerken, kimi kullarından da böyle bahsetmiştir: “İbrahim’in babası için mağfiret dilemesi sadece ona verdiği bir sözden ötürü idi. Allah’ın düşmanı olduğunu anlayınca ondan uzaklaştı. Doğrusu İbrahim çok içli ve hilm sahibi idi.” Tevbe; 9/114 “Ey Şuayb! Babalarımızın taptığını bırakmamızı emreden, ya da mallarımızı istediğimiz gibi kullanmaktan bizi men eden senin namazın mıdır? Doğrusu, sen aklı başında, yumuşak huylu (hilm sahibi) birisin.” Hud;11/87 İbrahim (AS)’a müjdelenen oğul için de şu tabir kullanılıyor: “Rabbim, bana salihlerden olacak bir evlat ver’ diye yalvardı. Biz de ona hilm sahibi (halim) bir oğlan müjdeledik.” Saffat; 37/100-101 Bu ayetlerden dolaysız olarak anlaşıldığı gibi, mutlak hilm sahibi olan Allah, bu konuda kendisine sınır olmayan Allah, mümin kullarının da mümkün mertebe bu sıfata haiz olmaya çalışmalarını istemektedir. Fezail kitaplarında, hilm hayırlı özelliklerin başında gelerek, yersiz ve aşırı öfkenin, kızgınlığın karşısında durmaktadır. Peygamber Efendimiz, öfkeden ashabını sakındırmış, “öfkelendiğinizde ayaktaysanız oturun, oturuyorsanız yan üzerinize yatın, veyahut kalkıp abdest alın” buyurmuştur. Öfkeli anlarda karar almak, hüküm vermek uygun görülmemiştir. Bu zamanlarda Allah’ın El-Halim ismi akla getirilmeli, ve ona yaraşır bir kul olmak için bu sıfat en azından taklit edilmeye çalışılmalıdır. Yalnız şurası karıştırılmamalıdır ki, erteleme, müsamaha, ya da hoşgörü sürekli ve sınırsız olmayıp insanlara sadece hatalarını anlayıncaya kadar mühlet vermek anlamındadır. Yani daha ne yaptığını anlamadan, hatasını farketmeden insanları yargılamak, cezalandırmak adalet anlayışına muğayirdir. Yoksa Allah’ın El-Muntakim, El-Muzill gibi suçluların cezalarını vermekte olduğunu anlatan isimleri de vardır. Biz kullar da, istismara, kullanılmaya yönelik, koyunlaştıracak, hayattan el etek çektirecek, zalimin zulmü yanına kar kalsın anlayışıyla bir yumuşaklık, teenni anlamamalıyız hilm sahibi olmaktan. Zaten bu hilm olmaz, korkaklık olur, pısırıklık olur. Nahl 61’e bakacak olursak ‘saat geldiğinde de onu kimse erteleyemez.’ Buyrularak bitirilmektedir. Zalimin zulmünün ayyuka çıktığı şu zamanlarda yaşadıklarımızı Allah’ın El-Halim ismiyle beraber daha doğru ve isabetli bir şekilde anlayacağımız, değerlendireceğimiz muhakkaktır. | ||||||||
|
| |||||||||
| |||||||||