![]() |
Haya |
| |||||||
|
_____ Muhammed GÜNDOĞDU _____ | |||||||||
|
--- İbnu Mesud (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) : “Allah’tan hakkıyla haya edin!” buyurdular. Biz : “Ey Allah’ın Rasulü, elhamdülillah biz Allah’tan haya ediyoruz” dedik. Ancak O, şu açıklamayı yaptı: “Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız haya) değil. Allah’tan hakkıyla haya etmek, başı ve onun taşıdıklarını, batnı ve onun ihtiva ettiklerini muhafaza etmen, ölümüm ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim ahireti dilerse dünya hayatının zinetini terk etmeli, ahireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah’tan hakkıyla haya etmiş olur.” Yukarıdaki işaretlerden de anlaşılacağı gibi hayayı ikiye ayırmak mümkündür: 1-Fıtri haya ki, insanı pek çok ayıp sayılan şeyleri işlemekten 2-İmandan gelen hayadır ve İslam dininin önemli bir derinliğini teşkil eder. Fıtri haya, İslam dininin ruhundaki haya ile beslenip gelişince ar ve ayıplara karşı en büyük mania teşekkül etmiş sayılır. Tek başına kaldığı zaman, bazı durumlarda sarsılır hatta bazen bütün bütün yıkılabilir. Denilebilir ki; fıtri haya, tıpkı insan tabiatında saklı bulunan diğer iyilik nüveleri gibi, insanı insan yapan marifet dinamikleriyle beslendiği ve takviye edildiği ölçüde gelişir, kalbi ve ruhi hayatın bir buudu haline gelir ve nefsin pek çok isteklerine set çeker ve engeller. Aksine bu duygu iman ve marifetle geliştirilemezse, fert ve toplum planında insanı insanlığından utandıran aksaklıklar kaçınılmaz olur. --- Zeyd İbnu Talha İbnu Rükane (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Her bir dinin kendine has bir ahlakı vardır. İslam’ın ahlakı da hayadır.” Hz. Cüneyd’e göre haya, Cenab-ı Hakk’ın üzerimizdeki maddi- manevi nimetlerini idrak etmenin yanında eksiklerimizin ve kusurlarımızın endişesini yaşamaktır. --- Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Edebsizlik ve çirkin, söz girdiği şeyi çirkinleştirir. Haya ise girdiği şeyi güzelleştirir.” Zünnun’a göre, sürekli gönüllerimizde olumsuz davranışların dehşetini duymak, duyup yönümüzü bir kere daha kontrol etmektir. --- Ebu Bekre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Haya imandandır. İman (sahibi) ise cennettedir. Hayasızlık (ve bundan kaynaklanan kabalıklar, çirkin ve kırıcı sözler) cefa (eziyet, zulüm, haksızlık) dan bir parçadır. Cefa (eden de) cehennemdedir.” Bir başkasına göre haya ise, insanın, Cenab-ı Hakk’ın gizli-açık her şeye gözcü olmasına göre hayatını tanzim edip O’nun kendisine olan muamelesini esas alıp yaşamasıdır. --- Ebu Bekre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Haya imandandır. İman (sahibi) ise cennettedir. Hayasızlık (ve bundan kaynaklanan kabalıklar, çirkin ve kırıcı sözler) cefa (eziyet, zulüm, haksızlık) dan bir parçadır. Cefa (eden de) cehennemdedir.” Bir insanın gerçek insanlıktan nasibi, hayadan hissesi ölçüsündedir. Eğer Hakk yolcusu, menfi-müsbet bütün teşebbüslerinde başını sonsuza çevirip davranışlarını ötelere göre ayarlayamıyor, mahviyet içinde iki büklüm olup edeble yaşayamıyorsa, onun mevcudiyeti bir bakıma kendisi için ar, başkaları için de yüktür. Bu sebepledir ki: “Hayır hayır! Allah’a yemin ederim ki, haya sıyrılıp gittiği zaman, ne hayatta ne de dünyada hayır kalır” demişlerdir. --- Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki: “İman altmış şu’bedir. Haya da imanın bir şu’besidir.” --- Abdullah bin Ömer (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) Ensar’dan bir kimsenin yanından geçiyordu. Ensari kardeşini hayadan men ediyordu. Resulullah (sav) : “Ona ilişme. Haya imandandır” buyurdu. --- Ebu Said-i Hudri (ra) den: “Nebi sallallahu aleyhi ve sellem haya cihetiyle, kendi köşesinde oturan bakir kızdan daha çok utangaçtı.” --- İmran İbni Husayn (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Haya ancak hayır getirir.” --- Ebu Vakıd-ı Leysi (ra) anlatıyor: (Bir gün) Resulullah (sav) huzurunda Ashabı olduğu halde mescidinde otururken karşıdan üç kişi geldi. İkisi Nebiyy-i Ekrem (sav) e doğru teveccüh etti, birisi de gitti. –Ravi der ki: Bu iki kimse huzur-u Risalet-Penahi’de durup selam verdi. Ve bir tanesi halkada bir aralık bularak oracıkta oturdu. Diğeri ise hazır bulunanların arkasına oturdu. Üçüncüye gelince, arkasını dönüp savuştu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem (meşgul olduğu kelamdan) fariğ olunca buyurdu ki: “İsterseniz bu üç kişinin halini size haber vereyim. İçlerinden biri Allah’a sığındı, Allah da onu barındırdı. Diğeri (sıkıntı vermekten) utandı, Allah da ondan haya etti. Öteki ise (bu meclisten) yüz çevirdi, Allah da ondan yüz çevirdi.”
| ||||||||
|
| |||||||||
| |||||||||