|
Başörtülü
Bir Öğrencinin Dramı
Anne
LİSSİNG
/Turkish Daily News 11.12.2000/
|
Çev:
Mehmet Fatih ÖZKAN
mfozkan@patikalar.net |
|
Patikalar
ekibi olarak her gün üniversitelerde,
hatta liselerde benzer sıkıntılara maruz
bırakılan arkadaşlarımıza Allah’tan sabır diliyoruz.
Türk
toplumunda, başörtüsü takmak, yasalarca yasaklanmış durumda
değil ancak son yıllarda yapılan bazı düzenlemelerle, kadınların
kamu kuruluşlarına başörtülü olarak girmelerine izin
verilmemekte.
Türk
makamları, başörtüsünün teokratik kurallara duyulan isteği
simgeleyen politik bir tavır olduğu kanaatindeler. Dolayısıyla
bir takım düzenlemelerle Türkiye’nin laik yapısını sağlamlaştırmaya
çalışmaktalar. Hepsinden öte, bu durum, başörtüsü takmakta
ısrar eden Müslüman kadınların T.B.M.M.’nin bir üyesi
olamamaları, gerek devlet ve gerekse özel üniversitelerde öğrenim
görememeleri veya memur olarak çalışamamaları anlamına
gelmektedir.
Bu
zıtlaşmaya rağmen bazı Müslüman kadınlar inançlarının
faturasını ödemeye kendilerini hazırlamışlardır. Ortadoğu
Teknik Üniversitesi’nde (O.D.T.Ü.) üçüncü senesi olan
Asfiya neden başörtüsü taktığını ve neden bu yüzden mağdur
olduğunu T.D.N’e anlattı. Asfiya’nın anne ve babası ayrılmışlar.
Üç kardeşi, annesi, dede ve anneannesi ile Ankara’da yaşıyor
Asfiya.
Asfiya
hikayesine “Kur’an’da açıklanan kurallara
uymayabilirsiniz, fakat bana göre başörtüsü takmak ve günde
beş defa ibadet etmek gibi kuralların bütünü bir inci dizisi
gibidir. Eğer bu incilerin hepsi bir aradaysa güzeldir ve bir bütündür.”
sözleri ile başlıyor. Temiz çehreli, mavi gözlü ve güzel görünümlü
bu genç bayan 15 yaşından beri Müslümanlığın gereklerini
yerine getirmeye çalışan biri.
Sonra
Asfiya şu şekilde devam ediyor: “Amacımı belirlemek ve inancımın
gereklerini yerine getirmek, benim kendime olan güvenimi arttırdı.
Bence yaratılışımızın amacını bilmek çok önemli. Dünyadaki
her şeyin bir amaç uğruna yaratıldığına inanıyorum;
sebzeler, küçük yeşil yapraklar, insanlar, hayvanlar, her şey;
hatta yılanın bile bir yeri ve amacı var. Ve parmak izlerimiz
gibi hepimiz farklı farklıyız ve her birimizin yaşama amacı
farklı.” Küçük ellerini hızlıca sallayarak devam ediyor
kaldığı yerden: “Benim hayattaki asıl amacım Allah’a şükürlerimi
sunmak ve iyi bir insan olmaktır. Bunun yanında iyi bir kariyer
sahibi olmak ve iyi bir anne olmak da belli bazı amaçlarım.”
Asfiya
uzun bir etek ve bileklerine kadar uzanan bir palto giymiş. Başında
ise pastel renkli bir başörtüsü var. Asfiya, bundan kısa bir
süre önce Amerika’ya yapmış olduğu bir gezi sırasında başörtüsü
takma cesaretini kendinde bulmuş.
Yakın
Geçmiş
“Geçen
yazı, ilk önce California’daki bir kız izci kampında, daha
sonra ise New York’taki amcamın yanında geçirdim. Gitmeden önce
her zaman ki yazlıklarımı yanıma aldım. Kısa kollu T-Shirtler,
ve oldukça kısa etekler falan. Kamptayken Hıristiyan ve
Budistlerle tanıştım. Bunlar bana merak ve ilgiden uzak; mesela
neden ibadet ettiğimi sordular. Ve neden bir şeyi yerine
getirirken, bir diğer şeyi uygulamadığımı -başörtüsü
takmadığımı- sordular. Sonradan, doğal olarak bu konular üzerinde
düşünmeye başladım. Kampta kendimi gözden geçirmek ve
Kur’an okumak için bolca vaktim oldu. Ve Kur’an’da daha önce
keşfetmediğim anlamlarla karşılaştım. İnsanlar hayatta hep
benzer hatalar yapıyorlar. Kur’an okurken kendimin ve başka
insanların hikayelerini buldum. İşte bu babam, bu kız kardeşim
ve işte bu benim dediğim anlar oldu.”
“New
York’a geldiğimde ise geleneksel kıyafetler içerisinde
Ortodoks Yahudileri gördüm. Erkekler siyah şapka ve yakasız
elbiseler giyiyorlardı. Kadınlar ise koyu, uzun, kolları
bileklere kadar uzanan basit elbiseler giyiyorlardı. Ben hep
Kur’an’da tarif edildiği gibi giyinmek istemişimdir fakat
daha önce buna bir türlü cesaret edememiştim. Fakat orada iki
günlüğüne bunu denemeye karar verdim. Başörtümü taktım,
amcamın oldukça geniş gömleğini giydim.(O giysisini hatırlayınca
gülümseyerek devam etti) Ve iki gün boyunca New York sokaklarında
bu şekilde dolaştım. Kendimi gerçekten çok iyi hissettim. Bu
süre sona erdikten sonra tekrar eski kıyafetlerimi giydim. Ancak
onları giyince kendimi çıplak hissettim. Türkiye’ye döndüğümde
ise makyaj malzemeleri falan alarak hiçbir şey olmamış gibi
davranmaya çalıştım ancak Amerika’da yaşadıklarım hiç
aklımdan çıkmadı.
“Sonra
bana yol göstermesi için Kur’an’a döndüm. Durup düşünmeye
başladım. Beni başörtüsü takmaktan alıkoyan şeyler
nelerdi? Okulum, bir butikteki part-time işim, başörtüsüne
pek sıcak bakmayan babam ve bazı arkadaşlarım. Ve sonunda bu yıl
2 Ekimde başörtüsü takmaya karar verdim.” diye ekliyor
Asfiya.
Yansımalar
Asfiya
başörtüsü takmaya başladıktan sonraki durumları ise şu şekilde
anlatıyor: “Başörtüsü takmak günümüz toplumuna ait
olmayan, geçmişe ait bir şey gibi görünebilir fakat önemli
olan bu davranışı ne için ve kimin için yaptığınızdır.
Allah’a kulluktan başka nedenler için saçlarınızı
kapatmamalısınız. Politik bir amaçla başörtüsünün takılabileceğine
inanmıyorum; bu sadece tartışma yaratmak için ortaya atılıyor.
Fakat Türkiye’deki pek çok insanın dinle ilgili bilgileri
televizyonların aktardığı kadar. İşte bu yüzden kadınların
sadece politik bir nedenden ötürü başörtüsü taktığına
inanılıyor.
“New
York’ta, insanlar benim için ‘Onun politik bir amacı var!’
diye düşünmediler. Bazı arkadaşlarım ise bu konuda benim bir
istisna olduğumu söylüyorlar fakat benim gibi olan diğer
arkadaşlarla da konuştuğumda farklı düşünmediğimizi görüyorum.
Kızların pek çoğunun politik nedenlerden ötürü örtünmeye
başladıklarına inanmıyorum. İnsanların bu konu üzerinde
konuşmadan önce Kur’an okumaları gerekir. Eğer neden
bahsettiğinizi bilmiyorsanız susmalısınız.”
“İnsanlar
başörtüm yüzünden bana bir bakış atıp benden yüz çevirdiklerinde,
onlar tarafından bir hapishaneye kapatılmışım gibi
hissediyorum. Bütün kapı ve pencereleri kapatıp, hiç kimseyi
dinlemek istemiyorum. Hiçbir şeyle -ne bilim ne kültür...- uğraşmak
istemiyorum. Bu zamanlarda çok gözyaşı döktüm. Sabırlı ve
güçlü olmaya çalışıyorum ve en sonunda buna gerçekten değiyor
çünkü ruhumu özgür hissediyorum.
Şimdi...
Asfiya
derin bir nefes aldı. Gözlerini kaçırarak başını eğdi ve
şöyle ekledi: “Fakat geçen ay zor anlar yaşadım. Okulla
alakalı pek çok sorunum var. Derslere, kütüphaneye, bilgisayar
laboratuvarlarına ve hatta binalara bile girmeme izin verilmiyor.
Dersi veren hocaya durumumu anlatmaya çalıştığımda, bana
kibarca sesimi kesmemi ve sınıfı terketmemi söyledi.”
“Dönem
başında hocalarımdan biri derslere devam etmeme izin vermişti.
Fakat sınıftaki erkek öğrencilerden biri ayağa kalkıp hocaya
‘Başındakini çıkarması lazım, onu bu şekilde derse
alamazsınız’ diye bağırdı. Ben şok oldum. Hocaların veya
diğer yaşlıca insanların bu tür davranışlarına alışıktım
ancak benim yaşımdaki genç birisinden böyle bir davranış
beklemiyordum. O çocuk hocayla sınıfta tartıştıktan sonra bölüm
başkanına olanları anlatmış. Sanırım, bölüm başkanı
hocayı azarlamış olacak ki bir sonraki derse girmeme izin
verilmedi. Hocam ismimi alacağını ve idareye bildireceğini söyledi.
Ben ismimi vermeyi reddettim. Tartışmaya başladık. Ben bunu
bana daha önce söylemediğini ve bunun hiç adil olmadığını
söyledim. 3 defa idareye şikayet edilirseniz bir iki ay uzaklaştırılabilir
ve hatta okuldan atılabilirsiniz.”
“Okuldaki
birkaç hoca ‘Eğer bana saygı duyuyorsanız, ben de size saygı
duyarım’ diyerek başörtülü öğrencilerin derslere
girmesine izin veriyor. Fakat şu an 6 dersimden yalnız bir
tanesinin derslerine devam edebiliyorum. Evde kitapları okuyarak
çalışıyorum. Fakat bu daha sonraki seneler için yeterli görünmüyor
ve daha sonra da ne yapacağımı bilmiyorum.”
Gelecek...
“Bazıları
beni rahatlatmak için ‘Bu senin suçun değil, Allah her şeyden
haberdar’ diyorlar. Bu durum iyi veya kötü şeylerle alakalı
değil, hatta sadece başörtüsü takmakla da alakalı değil; bu
sizi siz yapan özgürlüğünüzle alakalı. Özgürlüğü
seviyorum ve özgür bir ülke arzuluyorum. New York’taki gibi
özgür olmak istiyorum.
“Bence
devlet insanları rahat bırakmalı ve okumalarına izin vermeli.
Eğer okumama ve bir iş sahibi olmama Türkiye’de izin
vermezlerse bunları yurt dışında gerçekleştiririm. İsteyince
başarabileceğime inanıyorum. Allah ‘Benim yolumu izleyin çünkü
ben neye ihtiyaç duyarsanız hepsini size vereceğim’ sözü
ile bana güç veriyor.
Ve
son olarak Asfiya şu şekilde bağlıyor: “Daha önceden tüm
yaptıklarım ülkem içindi fakat şimdi beni düşünmüyorlar
ben de bundan böyle kendimi düşünüyorum.”
Pasajda
adı geçen Asfiya kim olduğu yalnızca T.D.N
tarafından bilinen bir kişinin müstear ismidir.
|