KUR'AN'I ANLAMA'NIN ANLAMI
Dücane Cündioğlu

Kur'an Tedkikleri -1

















Türkçe'de 'evlilik akdi' için kullanılan 'evlenmek' sözcüğü, ev kelimesinden türetilmiş ve 'evli olmak' ev sahibi, yuva sahibi olmanın yanı sıra, bir kadınla evlilik akdi yapmış olmak manasında da kullanılır. Arapça'da ise, 'evlilik akdi' için kullanılan sözcük 'nikah' tır. Ancak Arap dilinde nikah tabiri, 'evlilik akdi yapmak' manasının dışında, 'cinsi münasebette bulunmak' manasına da gelmektedir ki sözcüğün her iki manasıyla da Kur'an'da kullanıldığı bilinmektedir. 


Kitap Özeti
Haz: Nalan BİLGEN

<.. I. Bölümü okumak İçin ..>

 II. BÖLÜM

F: ANLAMALAR'DAN ANLAMA

Bir kelimenin, kullanıldığı dil içerisinde 'çok anlamlı' lafızlardan biri olması, o kelimenin bir cümle içerisinde (aynı yer ve zamanda) birden fazla anlam taşıdığını göstermez. Çünkü "sözvarlığı içinde çoğunluğu oluşturan çok anlamlı öğeler değişik bağlamalar içinde, aynı zamanda sözce'nin ve konunun gerektirdiği yolda, anlamalarından ancak birini yansıtır".

Sözgelimi 'insanı alaq'tan yarattı' (Alaq/2) cümlesinde geçen alaq kelimesi-bir mealde yer aldığı gibi-'insanı embriyo'dan/ilişip yapışan bir sudan/ sevgi ve ilgiden yarattı' şeklinde aynı anda farklı anlamlara gelmez(hele hele bu şekilde bir çeviri hiç olmaz); zira bu cümlede geçen alaq kelimesi insanın kendisinden yaratıldığı şeyi gösteriyorsa(!) ve ayette, insanın mesela sevgiden yaratıldığı söylenmek istenmişse, o zaman kelimenin bu cümle içerisinde ve bu siyak ve sibakta hem embriyo, hem de sevgi anlamına gelmesi mümkün değildir. çünkü iki zıddın cem'i muhaldir ve burada sevgi ve embriyo şeklinde verilen karşılıklar, birbirlerinin mutekabili ve mütemmimi, hatta müteradifi olan 'bir anlam'ı ifade ediyor değillerdir.

Netice itibariyle, kelimenin vecihlerinin harmanlanmasıyla meydana getirilmiş kombinezonlarda mana aramanın, kahve telvesindeki müphem kıvrımlardan mana çıkarmaktan bir farkı olmadığını söylemek mümkündür. Dileyenlerin, diledikleri anlamı, diledikleri şekilde Kur'an'dan istinbat etmeye matuf gayretleri memduh ve makbul olmadığı gibi, meşru da değildir. 

Aynı ayet içerisinde, her kullanımlarında farklı anlamlar ifade edebilen kelimelerin bulunduğu da bir hakikattir. Nitekim bir ayette geçen qulub kelimesi bu konuda bir misal olrak verilebilir:

Onlar yeryüzünde gezmediler mi ki akleden kalplere (qulub), işten kulaklara sahip olsunlar. Aslında kör olan gözler değil,fakat göğüslerdeki kalplerdir (qulub). (Hacc/46)

Ayette geçen qulub kelimesi, birincisinde mecazi , ikincisinde hakiki olmak üzere iki farklı anlam taşımakta ve örüldüğü üzere, birden fazla anlama gelebilen bir kelime, her kullanımında, hem de bir ayet içerisinde ayrı manalar ifade edebilmektedir.

G. ÇOK ANLAMLILIK (LAFZ-I MÜŞTEREK)

Birden fazla anlama gelen bir kelimenin, bir defada(cümle içerisindeki bir tek kullanımında) bu anlamların hepsini ya da birden fazlasını ifade edip edemeyeceği meselesi, Usul-u Fıkh'ın lafz-ı müşterek bahsinde uzun uzadıya münakaşa edilmiştir. 

İbn Faris Fıkh'ul-Luga adlı eserinde, isimlerin müsemmaları için nasıl va'zedildiğine dair bir bab açarak şöyle der. 

İki farklı şey, iki farklı isimle (mesela adam ve at gibi) adlandırılır ki kelamın çoğu böyledir. Farklı birçok şey de bir tek isimle adlandırılır; mesela göz kelimesinin farklı manalarda kullanılması gibi. Buna karşılık bir tek şey de çeşitli isimlerle adlandırılır; mesela Arap dilinde kılıca farklı isimler verilmesi gibi.

Bu izah çerçevesinde, lafz-ı müşterekin ikinci kısma girdiğini söyleyebiliriz. Hem usulcülere hem dilcilere göre, , herbiri ayrı bir vaz ile olmak üzere birden fazla anlama gelen sözcüklere, lafz-ı müşterek denir.

Bu tabiri, eşadlı sözcükleri de kapsar şekilde anlamak imkanı vardır; zira okunuşu ve yazılışı bir olmakla birlikte, farklı manaları, farklı kavramları gösteren sözcükle eşadlıdır. Mesela boş'un karşıtı anlamındaki dolu ile 'yağan buz taneleri' anlamındaki dolu veya 'yüz kere' tabirinde geçen yüz ile 'güzel bir yüz' tabirinde geçen yüz sözcükleri eşadlıdır. 

Eşadlılık, kısaca ifade etmek gerekirse, bir dildeki bir biçimin değişik kavramlara karşılık gelmesidir. Eşadlı sözcüklerde, biçim benzerliği sadece rastlantısaldır. Bu nedenle lafz-ı müşterek'in, eşadlılık değil, esasen çokanlamlık demek olduğunu söyleyebiliriz. 

Sözcüklerin tek başlarına gerekse dahil oldukları terkipler aracılığıyla delalet ettikleri yeni anlamlar, aynı zamanda o dili konuşan toplulukların eşyayı ve olguları nasıl tasavvur ettiklerin, de ortaya koyar. Öyle ki mesela 'eli uzun' deyimi Türkçe'de 'hırsız' anlamına gelir . bir kimse hakkında 'eli uzun' tabiri kullanıldığında , bu sözü işitenler onu elinin gerçekten uzun olduğunu akıllarına getirmezler de onun elinin başkalarının mallarına ve eşyalarına uzandığını düşünürler.

Türkçe'de 'evlilik akdi' için kullanılan 'evlenmek' sözcüğü, ev kelimesinden türetilmiş ve 'evli olmak' ev sahibi, yuva sahibi olmanın yanı sıra, bir kadınla evlilik akdi yapmış olmak manasında da kullanılır. Arapça'da ise, 'evlilik akdi' için kullanılan sözcük 'nikah' tır. Ancak Arap dilinde nikah tabiri, 'evlilik akdi yapmak' manasının dışında, 'cinsi münasebette bulunmak' manasına da gelmektedir ki sözcüğün her iki manasıyla da Kur'an'da kullanıldığı bilinmektedir. 

Nikah sözcüğü, müşterek lafızlardan olduğundan dolayı, 'Babalarınızın nikahlanmış oldukları kadınlarla nikahlanmayın'(Nisa/22) ayetinin anlamını tayinde fakihler ihtilaf etmişlerdir. Cahiliyye döneminde Araplar, ölen babalarının zevcelerini(üvey annelerini) veraset nedeniyle kendilerine nikah ederlerdi. Bu ayet işte bu çirkin adeti yasaklamıştır. 

...devam edecek

 

Patikalar © 2002
Fa&aL Tasarım