......

Adnan YALÇINKAYA
adnanyalcinkaya@patikalar.net

Kendinle hesaplaşmak ne kadar zor biliyor musun? Yarım saat önce kalorifer peteğine yaslanmış kendimi düşünüyordum. Etrafım sıcacıktı ama içim üşüyordu. Düşünce ve duygularımın yoğunluğu altında eziliyor, gittikçe ufalıyor, küçücük oluyordum. Aklım çok karışık. Aslında doğrular ortada, tek yapmam gereken yeniden başlayabilmek. Tüm cesaretimi toplayıp sadece ilk adımı atabilmek. Parkinsonlu hastalar gibi hissediyorum kendimi. İlk adımı atmaya korkuyorum biliyor musun? Hayır aslında korkmuyorum, bunu yapmayı ben de çok istiyorum ama bir şeyler bana engel oluyor. Cesaretsizlik desem o da değil. Bir adım ötede olmamı istemeyen var sanki. Biliyor musun neyden korktuğumu biliyorum. Şeytanın oyuncağı olmak bana zor geliyor. Hayır hayır, asıl şeytanın oyuncağı olurken korkmuyorum. Ne zaman ki şeytanın oyuncağı olduğumu anlamaya başladım, işte o zaman beni de bir korku sarıyor. İçim de değil, üşüyen, düşüncelerim ve duygularım üşüyor biliyor musun? Beyninin buz gibi olduğunu ve her kalp atışında hala yaşadığını bilip kafatasının içinde de bir şimşeğin çaktığını hissettiğin, geçmişine bakıp,
ağlamaktan utanarak acıyla gülümsediğin ve içine sindirdiğin onca günahın sancısıyla kıvrandığın oldu mu senin?

Günahtan titrediğin oldu mu senin? Etrafında ateşler yanarken tir tir titrediğin oldu mu diye soruyorum. Ya da buzullar içinde ateşle yandığın? Tatlı bir zehri içmek gibi. Gecenin bir yarısı kalkıp aynaya baktığında arkanda kendini gördüğün oldu mu senin? Sen ve kendin. Yalnız ikiniz baş başa. Nefsinle tanışma şerefine erişebildin mi? Onun sana pis pis sırıttığını gördün mü aynadan?Seni korkutan ne biliyor musun? Zamanın akıp giderken senin için bir anda kesiliverecek olması. Değil mi? Sen de korkuyorsun yok olmaktan. Yok olmayacaksın. Korkma. Yok olmayı arzulayacağın anı düşünerekten kork korkacaksan. Ancak bu sayede yok olma korkunu yenebilirsin. Şairin dediği gibi “Bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku”, hep o halde yaşamaktan ne zaman vazgeçeceksin.

Veli amca son nefesini verirken ne hissediyordu biliyor musun? Ben biliyorum. Öldükten sonra bir daha ölmek istiyordu. Öldükten sonra kafasına bir şarjör boşaltsaydın kim bilir belki rahatlatırdın onu. Anlattıklarım garip gelmesin sana. Bu ... Nasıl desem... Kan görmek gibi huzur verici bir şey bu. Hadii... Bu kadar sadist olduğumu düşünme, aslında yufka yüreklinin tekiyimdir.

Yaşamını ters yüz ettiğinde gerçekle karşılaşırsan ne yaparsın? Doğru olanla, yapman gerekip de yapmadıklarınla. Tıpkı Veli amcanın ölmeden önce yaptığı gibi. Bir çorabı ters yüz etmek gibi. Soruyorum sana ne yaparsın? Ne o, sen de mi dilini yuttun? Yoksa sana da mı yaşadıklarının ters yüzü göründü? Niye konuşmuyorsun? Kendimi kurtarmaya çalışırken seni kurtarıyormuşum meğer. Çok hainsin biliyor musun? Kendi kurtuluşun için beni kullandın. Oysa ki ben tam tersini düşünmüştüm. Aynı dala tutunuyoruz biliyor musun? Niye öyle somurtarak duruyorsun karşımda? Hadi ağla, utanma. Bak senle benden başka kimse yok ortalıkta. Benim yapamadığımı yap. Yapmak isteyip de yapamadığımı. Belki 1-0 öne geçersin. Hadi bana ilk golü sen at. Ağla diyorum sana? Hadi, hadi, haadiiiiiiiii. Kahrolası ağla. Gözlerinden okuyorum içimi okuduğunu. Ne olur bunu bana çok görme. Belki kurtuluşum, kurtuluşumuz senin ağlamandadır ha? İçinde nehirlerin azgınca taşmak için çağladığını hissediyorum. Bir damlayı çok mu görüyorsun bana? Hissetmek nedir hiç düşündün mü? Benim hissetmem o şeyi avuçlarım içinde tutuyormuşum gibidir. “Nereden geldim şu kahrolasıyla” diye geçirdin aklından. Ne o şaşırdın değil mi? Şaşırdığını nasıl mı anladım? Yüzündeki gerginliği, aklındaki karmaşayı okuyorum, gülüyor olsan bile. Beni sahte gülüşlerle aldatamazsın. Sen kendini ne sanıyorsun? Biliyor musun? Tiyatroculardan daha iyi rol yapıyorsun. Göz yaşlarımı idrar torbama akıtırım ben. Onun için sık sık idrara çıkıyorum. Keşke dertlerimi de bağırsaklarıma akıtabilsem. Nasıl olsa tuvalete sık sık idrar için gidiyorum. Sorun olmazdı herhalde. Ne dersin sende gözyaşlarını böyle, kimseye göstermeden akıtabilir misin? Cesaretin var mi buna? Cesaret edebilir misin? Zor olduğunu sen de biliyorsun değil mi? Kendi dertlerinin lağım çukuruna gitmesi. Sen gizli gizli ağlıyorsun, erkekliğine leke gelmesin diye. Ne kadar acı. Zerre kadar dertlerine değer verilmemesi... Verememen belki de. Benim gibi seni de dinlemek isteyen olmadı değil mi? Sana değer veriyormuş gibi gözüküp “Bir derdin varsa dinleyelim” deyip sonrada çekip gidenlerden usandın değil mi? Biliyorum sen de benim gibisin. Aynı dertlerden muzdaribiz biliyorum. Hadi anlat senin acılarını ancak ben anlayabilirim. Göz yaşların benim için inci tanesi. Onlar benim için değerli. Utanma. Ağla ve anla.




Veli amca son nefesini verirken ne hissediyordu biliyor musun? Ben biliyorum. Öldükten sonra bir daha ölmek istiyordu. Öldükten sonra kafasına bir şarjör boşaltsaydın kim bilir belki rahatlatırdın onu. Anlattıklarım garip gelmesin sana. Bu ... Nasıl desem... Kan görmek gibi huzur verici bir şey bu. Hadii... Bu kadar sadist olduğumu düşünme, aslında yufka yüreklinin tekiyimdir.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ANASAYFA

Patikalar © 2001
Fa
&aL Tasarım