..: A ç ı k   K i t a p :..
N e ş e   K U T L U T A Ş  -

_____ Patikalar _____
..: patikalar@patikalar.net :..
















 Neşe KUTLUTAŞ, "Açık Kitap"ta Patikalar'la ilgili bir paragrafa yer vererek okuyucularına sitemizi tavsiye etmesi bizleri fevkalade gururlandırmıştır. Her konuda desteğini bizlerden esirgemeyen Neşe KUTLUTAŞ'a saygı ve  şükranlarımızı sunuyoruz. 



 

Ne söylendiğinden çok nasıl söylendiğinin önem arz ettiği, dikkatleri celbettiği, prim yaptığı zamandan geçiyoruz aslına bakarsanız. Topladığınızda, cümleleri çözdüğünüzde, araladığınızda arkasından hiçbir şey çıkmayan, ama usturuplu söylendiği, bir şatafatla arz-ı endam ettiği için itibar gören yazıların ayaklara dolandığı bir yazın dünyasındayız. Düşünce ya da fikir dünyası diyemiyoruz. Ölçünün, dengenin kaybolduğu, her şeyin her yerde olduğu, dolayısıyla hiçbir yerde olmadığı, hiçbir yerde durmadığı, oturmadığı bir ortamdayız. Sözün candan kopup geldiği ve cana can kattığı bir kültürden, tabiattan, sözün hava olduğu, havada kaldığı zamanlara taşındık. "Ya ben öleyim mi söylemeyince!" diyen yunuslar artık aramızda, içimizde değil, çok uzaklarda! Söylenenler, söylenmediğinde ölünecek türden değil. Her durumun istisnaları olduğu gibi, bu durumun da var. Yani kaleminin hakkını verenler de hala mevcut. İşte böylesi yazarlardan birisinin kitabı "Açık Kitap". Bir insanın, bir müslümanın içinde yaşadığı toplumu adına çektiği sancılarını, ıstırabını dile getirişi, hissettiği sorumluluk bilincinin muvacehesinde, bir üst makama kurulmadan, kendini garantiye almadan, kendisiyle veya çevresindeki birkaç insanla konuşur gibi, son derece sade, öz ve 'açık' olarak sorduğu, soramadığı sorular ve verdiği, veremediği cevaplar hemen hepsi. 'Kendi'mizin sorgulandığı, 'biz'i soruşturan, konu eden, dert edinen, köklerimizin arandığı, ve bu arayışın bizlere 'açık' yapıldığı, 'açık' edildiği bir kitap.

Kitap, yazarın Gerçek Hayat dergisinde yayınlanmış yazılarından, deneme türünde olanlarının birleştirilmesiyle ortaya çıkmış. Filistin ve Çeçenistan davalarımıza birer vurguyla başlayan yazar, "Daha kendi ülkesinde, kötülüklere karşı dimdik durabilen bir insan olmayı başaramamışken, Filistin'de kadın olmak, Filistin'de çocuk olmak nasıl bilinebilir ki?" sorusunun ardından müthiş bir hakikati zalimlerin yüzüne çarpıyor: "Çocukların ve kadınların katıldığı bir savaşın kaybedildiği görülmemiştir. Medya gerçeğine de şöyle bir vurgusu var: "Medyanın bir meseleyi gündemine alıp çözüme kavuşturuncaya kadar kamuoyu oluşturma, ve bu yolla idari mekanizma üzerinde baskı kurma girişimi sadece kendi gücünü tescil ettirmek içindir. Bu durum kendi üzerinden geçmeyen çözüm önerilerinin dışlanması ve akamete uğraması için geliştirilmiş harika bir plandır." Türkiye'nin en alışılmış, tüketilmiş, iğdiş edilmiş dertlerinden başörtüsü meselesi üzerine tam bir müslüman kadın olarak eğilen yazar, bütün müslümanların dikkatlerini 'yalan dünya' gerçeğine, 'her şey ama her şey bitecek' hakikatine çekerken, iç dünyamızda, ruhumuzda yolculuklara çıkıyor. Zalim, şanslı tabakaya karşı, mazlum ve de uykucu insanımızı 'cihad'a davet eden yazar, gençliğe, gençlere çok özel olarak hitap ediyor, onlar için yazıyor. "Cebindeki son parayı verip yurtta aç kalma pahasına bu dergileri alıp okuyorsa bu gençler, bu gençler veda etmeyecekler hayata. Ve umudumuzun öbür adı olacak onlar. Örselenmiş aşklarıyla, darda kalmış yürekleriyle gurbeti en iyi onlar bilecek. Bir bardak sıcak çayla yudumladıkları gurbet havası onları hep daha güçlü kılacak. Ve şunu iyi bilin ki, bizim hayata dair umutlarımızı onlar taşıyacak nesilden nesile..." Modernizm hastalığına, küreselleşme buhranına, herkesleşme bunalımına takdire şayan tenkitler getiren, adil yaklaşımıyla şifa olacak önerilerde bulunan yazar, "Elimizden kayıp giden hayatı, neden bazı şeylerin 'böyle' olması gerektiğini, neden taş binalarda yaşamak zorunda kaldığımızı, neden bitkilerin büyüyüşünü göremeyen çocuklar yetiştirdiğimizi en çok bizim sorgulamamız gerekmiyor mu sizce de?" sorusunu takiben, globalleşen dünyanın şu özelliklerine dikkat çekiyor: Hız, acelecilik, kalabalık, haz, imtiyaz, iletişim, ve tüketim... "Bitmedi, şuursuzca tükettiğimiz, ihtiyacımız olmayan, ama yine reklamlarla birlikte hayatımızın bir parçası haline getirdiğimiz ürünlerin kullanımı da, oynanan 'küreselleşme' oyunun üzerinde düşünmemiz gereken bir başka yüzü..." Kuran okumaya, ve Peygamberi yeniden keşfetmeye, O'nu yeniden ve daha yakından tanımaya, ve aramızda yaşatmaya davetle kitabı kapatıyorsunuz. Aslında kapattığınızı sanıyorsunuz, halbuki o hep 'açık':

"Yüreğine doğru yalansız bir yolculuğa hazırlanmalısın hemen, ve 'imanı' kalan son temiz parçasında aramalısın yüreğinin, daha kalbin tümüyle karamamışken. Ve yeniden sessizce LA İLAHE İLLALLAH demelisin yürekten ve inanarak yeniden başlamalısın bu yolculuğa; Besmelenin şu dünyada her şeyin başı olduğunun idrakiyle tertemiz bir besmeleyle ta en baştan, bıraktığın yerden, kulaklarına ezanla isminin üflendiği o müthiş andan... dualarımız Allah rızasını her şeyin üstünde tutarak yalansız, riyasız iman edip yoksulu ve yetimi koruyan müminlerledir. Ve ALLAHUEKBER" 

 

 

Patikalar © 2002
Fa&aL Tasarım